Tüm Yazılar
ÖYKÜ 4 dk okuma süresi

KULLANILMAMIŞ SÖZLER ÇÖPLÜĞÜ

"Karadutun lekesini ancak kendi yaprağı çıkarırmış. Yarasına ilacı başka yerde arayan yanılırmış, her yaranın merhemi kendi dalındaymış."

Azra DABAK • Nisan 2025
Kelimelerin Dünyası

Bir yazar, içinde onlarca ruh barındırırdı. Bu ruhlar yazarın ta kendi kaleminin kurşunuydu. Yazarın ruhu her duyguya tadan bir ruh bahçesiydi ve bunun adına “yazarın kitapları” denmişti. Kimsecikler “Bu kişi bunu nasıl yazabiliyor?” diye düşünmezdi. Sadece yazıların güzel olduğundan, onları etkilediğinden bahsederdi.

Oysa kitaptaki o yükselen sesler, çığlıklar ve her bir kelime insanın içinde biriktirdiği koca bir kullanılmamış sözler çöplüğüydü. Kim bilir yazar kaç kez bir şeyleri istemişti, yapmayı denemişti fakat insanlar konuştular ve kırdılar o hevesi. Basit bir kelime insanların hayatını değiştirebilir ve o basit kelimeleri cümlelere, cümleleri onlarca sayfaya çeviren kişiye yazar yerine ruhistan denilebilirdi. Çünkü her insan içinde gizlediği ruhları taşırdı. Söyleyemediği sözleri, yarım kalmış şiirleri, söylemeyi beceremediği o şarkıyı ve kırılan kalbini ve onlarca zihin savaşını...

Bazılarının hayali, hayatı düşlerinde yaşamakken bazılarının hayali sadece normal bir hayat yaşayabilmekti. İşte söylenmemiş ne varsa bunları hayata geçiren yazardı, içinde tüm ruhları bulunduran ama kendi ruhuyla bile başa çıkamayanlara bizler yazar derdik ve gerçek bir yazar kelimelerle dans etmeyi, kaybolmuş, bir köşeye atılmış ruhları hayata bağlamayı amaçlardı.

Dile getirilmemiş duygular saklı bir kutuda dile getirilmeyi beklerlerdi, biz içimize attıkça daha da büyürlerdi, asla durmazlardı. Belki de yapılan hata buradaydı. Bize “burdayım” diye bağıran bir şeyi biz duysak bile göremiyorduk. Kör değildik, insanlar tarafından kör edilmiştik. İçe atılan her şey içte kalmıyordu aslında. Yaşama yansıyordu. Düşünceler yaşamımıza karşı aynaydı. Biz o aynanın yansımasını görmezlikten geldik çünkü insanlara güvendik. Güven her zaman doğru sonuçlar veremeyebiliyordu. Ama güven olmazsa tek tabancaydın ve bu onca insanın içinde öyle zor ki...

Bu yazının yazarından okura not:

Bu metin, eskiden yazdığım ve beni bir zamanlar en çok heyecanlandıran yazılarımdan biriydi. Şu zaman diliminde maalesef sürekli bir savaş durumundayız. Kendi içimizde, insanlar içinde, evren içinde... İnsanlar kazanmayı öyle bir noktaya koymuş durumda ki düşünceleri eze eze geçiyorlar. Bu yaşımızda yapmak istediğimiz şeylerden bile bihaber buluyoruz kendimizi çünkü yaptıklarımız bir yerlerde değer görmüyor ve hayatımız böyle geçmeye başlıyor. Farkında olmasak da gerçekleşen bu. İçimizde yıllar boyu söyleyemediğimiz ve beynimizin tozlu geçmiş raflarında bıraktığımız birçok cümle elbette bir süre sonra patlak veriyor.

Bu yazıya iki farklı gözden bakabilirsiniz. Biri yazarın iç dünyası, diğeriyse senin iç dünyan. Ya da ikisi de belki aynı kapıya çıkıyordur. Sonuç olarak her ikimiz de kendi kaderimizi yazıyorsak da aynı zamanda birçok insanın da hayat hikâyesine belki kopuk belki uzun paragraflar bırakıyoruz. Yazmanın benim zorlu veya mutlu dönemlerimde, yanımda olduğu zamanlar fark ettim ki en çok anlayabildiğimiz şey gerçekten de kendimiziz. Bir yerlerde şu cümleyi duymuştum ve o günden beri asla unutamadım:

“Karadutun lekesini ancak kendi yaprağı çıkarırmış. Eskiler, insanlar da aynı ağaç gibidir derler. Yarasına ilacı başka yerde arayan yanılırmış, her yaranın merhemi kendi dalındaymış.”

Azra DABAK

Öykü Yazarı • Yonca Edebiyat